Ebeveynİn RolÜ

Çocuğunuzun ilk güvendiği ve bağlandığı, rol modeli olan, attığı her adımı ve öğrendiği her yeni şeyi paylaşmak istediği kişi sizsiniz. Yeri geldiğinde sırtını dayamak isteyeceği, kendisine güvenildiğini hissetmek istediği, koşulsuz sevildiğini bilmek istediği kişi de sizsiniz. Tüm başarılarını gururla paylaşırken, zorlandığı noktalarda da elinin tutulacağını, bu şekilde de sevilip kabul edildiğini hissetmek ihtiyacında olduğu kişi.

Evet, bu büyük bir sorumluluk! Hatta zaman zaman imkansız bile görünebilir. Hem aile hem işe ait sorumluluklarla uğraşırken, belki de gün içinde başa çıkmanız gereken onlarca stres unsuruyla karşılaşırken, eve geldiğinizde ortalığı dağınık, ödevleri bitmemiş, yeni aldığınız mobilyanızı tablo gibi rengarenk boyanmış görmek istemiyorsunuz. Tüm hayaliniz içeri girdiğinizde sakin, huzurlu ve düzenli bir ortamla karşılaşmak ve dinlenmekken, karışıklıklarla uğraşmak durumunda kalmak sizi yoruyor, tükenmiş bile hissettirebiliyor.

Belki de çocuğunuz ders çalışırken size bir soruyla geldiğinde, anlattığınızı ilk anda anlayamayabiliyor; siz ikinci, hatta üçüncü defa sabırla anlatmaya devam edip sonunda pes edebiliyor ve çocuğunuzu azarlayabiliyorsunuz.

Okula görüşmeye gittiğinizde öğretmenin şikayetleri karşısında utanıp sıkılıyor, çocuğunuzun başarılı olduğu derslerine bile sevinemeden kendinizi de bir parça suçlayarak üzgün bir biçimde eve dönebiliyorsunuz.

Basit kurallarla çerçevesi çizilmiş bir ev hayatınız olsun istiyorsunuz; her şey zamanında yapılsın, herkes görevlerini bilsin ve yerine getirsin, ödevler tamamlanıp çanta hazırlansın, sabah “Anne 5 dakika daha uyuyayım” denmesin, kahvaltı saati işkenceye dönüşmesin gibi “basit” talepleriniz var.

İnanın, DEHB tanısı almış olsun ya da olmasın her çocuk bu “basit” işleri uygulamak ve alışkanlık haline getirebilmek için zamana ve anlayışa ihtiyaç duyuyor. Sizin gözünüze girme isteği ve onaylandığını hissetme ihtiyacı gelişiminin doğal bir parçası. Bu noktada duyacağı ufak da olsa bir eleştiri, çocuğu motive etmek yerine hayal kırıklığına itebiliyor.  Bunun sonucunda çocukta suçluluk ve yetersizlik duygusu oluşabiliyor. Çocuk sürekli olarak suçlanmaya maruz kaldıkça, “Beceremiyorum, yeteri kadar mükemmel değilim.” diyor ve özgüvenine minik darbeler almaya devam ediyor. Bu darbelerle çok sık karşılaşıyorsa, yetişkin olduğunda kendisini sürekli birilerine beğendirmek, birilerinin onayını almak, yeteri kadar iyi yapamama kaygısı ile kendisini eleştirmek, onun davranışı halini alıyor ve potansiyelini bir türlü üst seviyede kullanamıyor.

Bireyin sosyal-duygusal gelişimi ailede başladığından, küçük yaşlardan itibaren bilinçaltına ekilen tohumların bireyin geleceğini yarattığı hep aklın bir köşesinde bulundurulmalıdır. Her ebeveyn, öğreneceği stratejilerle çocuğa olan yaklaşımında ufak değişikliklerde bulunduğunda aslında ne kadar büyük farklar yaratabileceğini öğrenmelidir. Bu sayede hem ev içi huzuru sağlamak kolaylaşır, hem de çocuğun benlik saygısının kuvvetli gelişmesine etkisi olacak sağlam adımlar atılabilir. Benlik saygısı kuvvetli olan çocuk ileriki yaşamında da kendi gücüne inanır ve sınırlarını zorlamaktan çekinmeyen bir birey olur.

Çocuğunuz daha ilk doğduğunda, bebekken ona nasıl hayranlık duyduğunuzu ve ona koşulsuz bir sevgi ile yaklaştığınızı hatırlayın. Çıkardığı anlamsız sesler, düşüp kalkarak yürümeyi öğrenmesi ve buna benzer birçok an size mutluluk verirdi. İşte o bebek büyüdükçe söyledikleri bazen yine anlamsız olacaktır; siz bilgeliğinizle ona yol göstererek ve yanında olduğunuzu hissettirerek kendi doğru sesini bulması yolunda en güçlü rehberisiniz. Aynı şekilde hayat yolunda düşüp kalktığında yine yanında olarak ve suçlamayarak dengeyi bulmasını sağlayacağı birincil dayanaklarısınız.

Sorumluluğunuz büyük evet. Ama bir o kadar da anlamlı… İhtiyaç duyduğunuz anda destek almaktan ve etkili ebeveynlik için yapabileceklerinizi öğrenmekten çekinmeyin. Karşılıklı atılacak yapıcı adımlarla, çocuğunuz büyürken onunla uyum içerisinde olmanız ve sağlam durabilmeniz, sağlam bir birey yetiştirme adına kendinize ve çocuğunuza verebileceğiniz belki de en güzel ödül olacaktır.
Mİsyonum
Herkes için hayatta sevdiği işi yapmak önemlidir fakat DEHB tanısı almış ve bunun üstesinden gelmiş bir birey için daha da önemlidir. Ben böyle yaptım; bu konuda örnek ve destek olmaya da tutkuyla bağlıyım.
Göktürk, Mecidiyeköy, Ataşehir
Telefon : 0542 389 48 82 E-posta : info@duygugundog.com

all right reserved by Duygu Gündoğ proudly powered by Piernet